Ertuğrul Faciası

     
Her şey Japonya İmparatorluğu Donanması’ndan Seiki adlı eğitim gemisinin, eğitim programları uyarınca 1878 yılı Kasım ayında İstanbul’a gelişiyle başlar. 1887 yılında, bu defa Japon İmparatoru Meiji’nin yeğeni Prens Akihito Komatsu, bir Avrupa gezisi dönüşünde İstanbul’da dönemin Osmanlı Padişahı 2 nci Abdülhamit’i ziyaret etmişti. Prens Komatsu’nun yeğeni olan İmparator (Mikado) Meiji tarafından Sultan Abdülhamit’e en yüksek derece olan “Büyük Krizantem Nişanı” hediye olarak gönderilmişti. Sultan Abdülhamit, bu ziyarete bir karşılık vermek istiyordu. O dönemde hızla güçlenen Japonya ile iyi ilişkiler kurulması, iki İmparatorluğun da ortak tehdidi Rusya’ya iyi bir gözdağı verecekti. Ancak, bu ziyaretin ikinci bir nedeni daha vardı. Arapları Osmanlı’ya karşı kışkırtanİngiltere’ye de bir gözdağı vermek gerekiyordu. Bu nedenle, yol boyunca (çoğu İngiltere’nin sömürgesi olan) Müslüman ülkelere de uğranacak, onlarla diyalog ve ilişkiler geliştirilecekti. Hint ve Pasifik Okyanuslarında dalgalanacak Osmanlı bayrağı, oralarda yaşayan Müslüman halka karşı önemli bir güç gösterisi olacaktı. İngilizlerin Osmanlı Padişahı Halife’nin Müslümanlar üzerinde bir söz hakkı olmadığına dair propagandaya, onların kendi sahasında “Sancak” gösterilerek cevap verilecekti.

   

Ertuğrul Fırkateyni’nin çizimleri

Japonya’ya bir gemi gönderilmesine karar verildikten sonra, sıra geminin seçilmesine gelmişti. İlk akla gelen, bu gezi için modern bir geminin görevlendirilmesiydi. Ancak, o zamanki şartlarda sadece kömürle hareket edebilecek bir geminin masrafını karşılayacak bütçe mevcut değildi.Bu sırada Haliç’te bir şamandıraya bağlı bekleyen Ertuğrul Firkateyni, hem makine hem de yelken donanımlıydı.
Sefere hazırlandığı sırada 25 yaşında bulunan Ertuğrul, Japonya gezisi için seçilmesinden takriben bir yıl evvel onarım ve havuz görmüştü. Özellikle ahşap kısımları yenilenmiş fakat makine ve kazanlarının altına isabet eden kısımlara dokunulmamıştı…
79 metre boyunda, 15,5 metre genişliğinde, 2344 ton ağırlığında idi. 60 ton su alıyor, aldığı kömürle de 10 mil süratle 9 saat kadar seyredebiliyordu.Gemide 13 adet top, 6 adet makinalı tüfek, 2 adet roket kovanı, ve personel için hafif silâhlar vardı.
Ertuğrul’un mürettebatı; 47 subay, 1 doktor, 1 silahendaz, 1 bando şefi, 5 askerî usta olmak üzere toplam 55 subay, 12 yeni mezun mühendis teğmen, 1 başçavuş, 17 bölük çavuşu, 57 onbaşı, 352 güverte eri, 37 makine eri, zanaatkâr ve hizmetli toplamı 79 kişi ve 1 de imam ile toplam 610 kişiydi.. Padişah 2.Abdülhamit’in Japon İmparatoruna armağanı değerli taşlarla donanmış, mücevherli İmtiyaz Nişanı ve diğer hediyelerini götürecek olan Ertuğrul Firkateyni, gereken bakım ve onarım tamamlandıktan sonra, Temmuz 1889’da “Bismillah Vira” komutuyla İstanbul’dan yola çıktı. 14 Temmuz 1889 günü, Selimiye Kışlası’ndan Ertuğrul’u uğurlamak için ateşlenen topların sesine Osman Bey’in sesine karıştı:

“Yelken alesta arma !..”

Ertuğrul Fırkateyni’nin komutanı Osman Paşa     

Ertuğrul Firkateyni’nin Japonya yolculuğu yaklaşık on bir ay sürmüştü.Uzakdoğu’nun sempatik insanları, binlerce mil uzaktan gelen Türk denizcilere büyük ilgi gösterdiler.

Eylül başında dönüş için hazırlıklar başladı.Japonlar, o mevsimin tayfunlarını hatırlatarak, geminin esaslı tamir görmesini ve dönüş tarihinin tehirini önerdiler. Ancak, gemi süvarisi İstanbul’dan kesin emir aldığını ve yolculuğunun geciktirilemeyeceğini bildirdi. Nihayet Ertuğrul, 15 Eylül 1890 günü, halkın büyük sevgi gösterileri arasında Yokosuka’dan ayrıldı. Hava gayet güzeldi. Kuzeyden hafif bir rüzgâr esiyordu.
Personel sevinç içinde, vatanına, sevdiklerine kavuşacak olmanın heyecanını yaşıyordu. Yola çıkıldığı günün üzerinden 15 ay geçmiş, gemi mürettebatının birçoğunun çocuğu olmuştu. Kalpler özlemle çarpıyordu ama bilmedikleri bir şey vardı. Ertuğrul, son seferine çıkmış, bilmeden acı sonuna doğru yaklaşıyordu. Hemen ertesi günü patlak veren fırtına, onu açık denizde yakaladı. Önce, Mizan Direği denilen geminin arka direği kırıldı. Sonra kazan dairesindeki kömürlüklerden su dolmaya başladığı haberi geldi. Su giderek arttı ve makine dairesinin tamamını kapladı. Gemi kontrolden çıkmıştı. Başıboş sürüklenirken, Ana ada Honşu’nun en güney ucundaki Oshima Adası’ nın güney burnundaki Funkara kayalıklarına vurarak parçalandı. Osman Paşa, gemisini terk etmedi.

 Ertuğrul Fırkateyni’nin kaptanı Süvari Ali Bey

62 subay ve 547 erden kurulu olan mürettebattan sadece 6 subay ve 63 er, çoğu yaralı durumda sağ olarak karaya çıkabildi. Ertesi gün sakinleşen deniz, aldığı kurbanların bir kısmının cesetlerini iade etti.. Oshima Adası halkı, şehitlerimizin cenazelerini gözyaşları içinde denizden çıkardıktan sonra,Shionomisaki Feneri’nın 300 metre kadar güneyinde, denize bakan bir tepe üzerinde toprağa verdi. Kazadan kurtulan İmam Ali Efendi’nin dini merasiminden sonra, binlerce Oshimalı Japon, ellerinde mumlar ve gece lambalarıyla şehitlerin ruhlarının huzur bulmaları için, o geceyi şehitlikte dua ederek geçirdiler.

         

Oshima kayalıkları                                                            Fener ve Ertuğrul şehitleri anıtı

       
“Beraber ağlamaktaki tatlılık kadar hiçbir şey kalpleri birbirine bağlamaz” derler ya…

Bu olay, Türk- Japon dostluğunun gelişmesinde de çok önemli rol oynadı.Yöre halkı, kazadan kurtulanlara büyük yardım ve yakınlık gösterdi.
Torajiro Yamada isimli bir Japon, şehit yakınları ve kazazedeler için yardım kampanyası düzenledi.
Toplanan para aynı kişi tarafından dönemin padişahına teslim edildi.Hayatta kalan denizciler, Japonya İmparatorunun talimatıyla Hiei ve Kongo isimli iki askeri gemi ile İstanbul’a gönderildi.Oshima Adası’nda Shionomisaki Feneri civarına yapılan Ertuğrul Şehitleri Anıtı, 1929’da genişletildi. 1937 yılında da restore ettirildi. Türkiye’nin Tokyo Büyükelçisi Hüsrev Gerede, 3 Haziran 1937’de yaptığı bir konuşmayla anıtın açılışını yaptı.Bugün, olay yerine gidip şehitliği gezenler, anıtın üzerindeki şu yazıyı okumadan geçmiyorlar: “Rüzgâr ilâhı hiddetlenince, Koca gemide kuvvetsiz oldu. Delegeler şehit düştülerse de, Dostluğumuzun temeli oldu.” Oshima Adası halkı tarafından bağlı oldukları Kushimato Belediye Başkanlığı organizasyonunda, her sene Ertuğrul Şehitliği’nde bir anma töreni yapılmaktadır.
 
                    Torajiro Yamada


© Korhan Silk Carpet